BAKIMLI OLMAK VE GENÇLEŞMEK İHTİYACI UNISEX’TİR

Gençleşmek, güzelleşmek, şık giyinmek sanki hep kadınların meselesiymiş gibi algılanır. Dergi ve gazetelerdeki tüm sağlık ve güzellik yayınları da “kadın sahifelerinde” yer alır. Havası da baştan sona, kadınsı bir tavır sergiler… Şüphesiz bu, erkeklere yapılan bir haksızlık sayılmasa bile, en azından yanılsamadır. Bir kısım erkekler, kadınların bu konudaki karşı konulmaz ilgisine bir masraf kapısı olarak bakıyor olabilirler. Ancak, kendileri için benzer özlemleri olmadığını söylemek mümkün değildir. Ancak ne yazık ki toplum içindeki rol dağılımı biraz önyargılıdır. Küçük kızlara bebekler, oyuncak makyaj setleri ; oğlan çocuklarına arabalar, tamir takımları alınır… Oysa gerçek yaşam böyle değildir. Bebeklere artık babalar da bakarken, kadınlar yaman bir şekilde araba kullandıkları gibi pekala tamir işleri de yaparlar !

Bir zamanlar erkeklerin ter kokması makbul sayılırdı. Oysa şimdi en fazla deodorantı, ayak spreylerini onlar kullanıyorlar. Yalnız deodorant mı, parfüm ve losyon çeşitlerinde erkek kokuları kadın kokularıyla at başı gitmekte ve bunların tümü de oldukça yüksek miktarda tüketilmektedir. After shave’ler, nemlendiriciler, vücut losyonları, şampuan seçimleri, en ünlü kozmetik markaların erkek ürünleri dizileri, çağdaş erkeklerin bakımlı olmaktaki heves ve gayretini göstermektedir. Ya erkek kuaförlerindeki manikürcülere, tıraştan sonra ortaya çıkan cımbızlara ne demeli? Çeşit çeşit jöleler, saç spreyleri de traş takımlarının yanında boşuna durmazlar. Artık erkekler de, önemli günlerde saçlarına fön çektiriyorlar. Tabii ki onlar bu konudaki gayretlerini kadınlar kadar ilan etmezler !

Kadın ve erkek cildinin yapısı farklıdır. Vücut yapısı da farklıdır. Onları sellülit tedavisiyle uğraşırken görmemiz mümkün değildir ama kalınlaşan belleri için rejim de yaparlar, lipo suction da yaptırırlar. Akneler, akne izleri, kadınlar kadar erkekleri de rahatsız eder. Bu nedenle “gören var mı?” diye arkalarına bakarken, estetik merkezlerinin kapısını onlar da çalarlar. Ayrıca erkeksi saç dökülmesi, tamamen erkeklik hormonlarının sonucu olduğu için, beylerin en fazla ilgisini çeken konu budur. İnsanoğlu kendini bildi bileli, erkeksi saç dökülmesine bir çare aramaktadır. Ama bu erkeksidir ya, onun için yeri ayrı tutulur!

İnsanın kendine bakması, daha güzel, daha genç ve daha “fit” olmaya çalışması takdir edilecek bir şeydir. Bakımlılık, hayata bağlılığın, özsaygının ve yaşam kalitesinin bir ölçüsü haline gelmiştir. Bu nedenle, kadınsı bir sorun olmaktan çıkmıştır ama bu hakkın erkeklere açıkça tanınması, bir bakıma meşrulaştırılması gerekir. Nedense kadınlar bile yüzlerine; botox, dolgu, çeşitli anti aging tedavileri yaptırdıklarında, bunun başkaları tarafından bilinmemesini tercih ederler. Biz estetisyenler de bu isteğe mutlak saygı gösteririz. Ama erkekler sözkonusu olduğunda, bu sır adeta bir “tabu” haline dönüşür. Bir erkeğin kısmen epilasyon yaptırması, botox’la gözkapaklarını biraz kaldırması veya yağlarını aldırması sanki utanılacak bir sır gibi saklanır. Oysa özellikle Amerika ve Avrupa’da ister politikada, ister diğer alanlarda toplum önüne çıkan erkeklerin büyük çoğunluğu bu rötuşlara ihtiyaç hissederler. Ülkemizde de durumun çok farklı olduğu sanılmamalıdır. Ancak bunlar “sır” olarak saklanır!

Bence bu tutum erkeklere haksızlıktır. Genç meclis, genç işadamları, şık erkek, her yaşta genç olmak, yükselen değerler içinde yer alırken; insanın hissettiği yaşta görünmesine olanak sağlayan tekniklerden mahrum edilmesi moral bir kayıp sayılır.

Daha genç, daha canlı görünmeye herkesin hakkı olduğunu düşünüyorum. Bu hakkı gönül huzuru ile paylaşmaya ne dersiniz?

Yorumlar

Yorum

yasemin amato: 1965 yılında İran'nın Tebriz kentinde doğmuştur. 1983 yılından itibaren Türkiye'de yaşamaktadır. 1990 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdikten sonra, ihtisasını aynı üniversitenin Dermatoloji Ana Bilim Dalı'nda yaptı. Kozmetik dermatolojiye olan tutkusunu geliştirmek için İngiltere'ye gidip Birmingham'da dermatoloji kursuna katıldı. 1995 yılında ABD'nin Dallas eyaletinde Kollajen enjeksiyonları hakkında eğitim aldı. 1996 yılında Paris'te dünyanın en ünlü uzmanlarından (Dr.Benjamin Asher, David Goldberg, Dr. Legrand, Dr. J.Le Coz, Dr.Laglen) değişik dolgu maddeleri enjeksiyonları, botoks ve mezoterapi eğitimi gördü. Türkiye'ye dönünce YASEMEN adında bir kozmetik dermatoloji merkezi açarak, İzmir'de ilk kez dolgu, botoks, mezoterapi, lazer epilasyon, kalıcı makyaj ve mikrodermabrazyon uygulamalarını başlattı. 2004 yılında Doğan Yayınevi'nden çıkan "Güzel ol, Bugün, Yarın ve Daima" isimli bir kitap yazmıştır. 2009 yılında "Yaşlanmayı erteleyin" "Evde güzellik ve bakım sırları" "Güzel dokunuşlar" isimli kitapları yayınlanmıştır. 2004 yılından itibaren Şamdan plus, Diva, Sabah Gazetesi'nin eki Günaydın, Hürriyet Aile, Kuşhan Diyet, Karşıyaka LIFE, ESİAD dergileri gibi yayınlarda köşe yazarlığı yapmaktadır. Ayrıca 1994 yılından beri Ticaret Europe üyesidir. Kendisi bir çok televizyon programlarında, üniversite içi seminerlerde, konferanslarda, ulusal ve uluslararası kongre ve seminerlerde konuşmacı olarak katılmıştır. Dr. Yasemin Fatih Amato evli ve bir çocuk annesidir.
Related Post
Leave a Comment