DOĞAL VE BİTKİSEL KOZMETİKLER EFSANESİ

“Doğal” veya “bitkisel” sıfatları, kozmetikte giderek bir efsane haline dönüşüyor. Doğanın zenginliklerine, bitkilere, tohumlara ne kadar hayran olsak azdır! Yaşadığımız çevreyi seçme olanağı bulduğumuzda veya beslenme konusunda, bunların önemini her fırsatta vurguluyorum. Gelgelelim, kozmetikler konusundaki gerçekler, biraz farklı görünüyor. Büyük bir araştırma konusu haline gelmiş olan kozmetik ürünlerin %100 doğal olması mümkün değildir. Bu nedenle size tavsiye edilen birbirinden şık kavanozların tümünün içinde, doğal maddelerle birlikte sentetik karışımlar olduğuna emin olabilirsiniz. En azından, hepsinin içinde koruyucu maddeler bulunur. Bu ürünler güzeldir ve iyi ki de hassas formüllerle laboratuarlarda imal edilmişlerdir. Yoksa farklı ciltlerin yağ ve nem dengesini korumaları da, UV ışınlarını filtre etmeleri de alerjiyi önlemeleri de mümkün olmazdı.

Cilde iyi gelen doğal malzemeler

Cilde iyi geldiğini bildiğimiz doğal malzemeleri sıralayacak olursak, oldukça uzun bir liste yapmamız gerekir; birçok meyve, meyve asitleri, limon, yeşil çay, gül suyu, papatya, bal, kakao yağı, deniz yosunları, balık yağı, termal sular, kil çeşitleri, zeytinyağı, bademyağı, kayısı yağı, bergamot, ısırgan otu, papaya, aloevera, çay ağacı yağı, buğday özü, lavanta suyu, soya yağı, biberiye, avokado,üzüm çekirdeği yağı ve extresi, ay çiçeği yağı, jojoba, susam yağı, ceviz yağı, havuç tohumu, portakal çiçeği suyu, keten tohumu, yulaf ezmesi ve daha birçokları…

Destek sağlayan ürünler

Bunların hepsi çok değerlidir. Tümü kozmetik ürünlerde kullanılır. Gelgelelim cilde saf olarak uygulanmaları cesaret ister! Ben birçok hastama tonik olarak gül suyu veya maden suyu; gece kremi olarak haftada 1 veya iki kere kayısı yağı, bazen badem yağı veya gliserin öneriyorum. Kimilerine taze papatya çayı, lavanta losyonu, biberiye veya yeşil çay kompreslerini, haricen uygulanacak bir kür olarak da veriyorum. Bu ürünlerin bazılarını hafif peeling için, bazılarını cildin nemini tutması için, kimisini iltihap giderici veya antiseptik özelliklerinden dolayı öneriyorum. Tabii bunların hazırlanışı, tazeliği, yoğunluğu ve ciltten arındırılması ayrı bir özen ve bilgi gerektiriyor. Özetleyecek olursak, bütün bunlar destek olarak kullanılabilir ancak öyle pek amatörce uygulanacak şeyler değildir. Kimisindeki asit, diğerindeki şeker içeriği veya yağ oranı, beklenmedik reaksiyonlara, tahrişlere neden olabilir. Bu nedenle kozmetik ürünler içinde kullanıldıkları zaman, sentetik karışımlarla dengelenirler.

Cildimiz hassastır bunu unutmayın!

Unutmamak gerekir ki bütün ciltler hassastır. Yağlısı da, kurusu da, karması da, esmeri de beyazı da son derece duyarlıdır. Tüm vücudumuzu giysilerle dış etkenlerden koruruz. Ancak yüzümüz, en ön cephede her türlü hava ve çevre koşullarında bizi savunmasız, çırılçıplak temsil eder… Onu giydiremesek de, olumsuz koşullardan elden geldiği kadar korumak zorundayız. Bu nedenle, özellikle yüz için hazırlanan bakım ürünleri, ayrıntılı araştırmaların eserleridirler. Etkin bir nemlendiricinin içinde; su ve cildin üzerine yayılan yağ veya benzeri malzemelerin, bazen de cildin içine su aktarımı yapabilen nesnelerin bulunması gerekir. Nemlendirici ürünlerde; bitkisel yağlar, hayvansal yağlar ve petrolden elde edilen yağlar da kullanılır. Genellikle bademyağı, avakado, havuç, hindistan cevizi, mısır, jojoba, zeytinyağı, soya, ayçiçek yağları tercih edilir. Birçok nemlendiricide, koyun yününden elde edilen lanolin, kimisinde balık yağı, glycolipid, fosfolipid gibi yağlar da bulunur. Bazılarında petrolden elde edilen vazelin, ağaç kütüklerinden elde edilen yağlar veya kayalardan çıkarılan silikon yağlar tercih edilir. Mineral yağlar sayılan silikon ve vazelin çok güzel nemlendiricilerdir. Özellikle silikonlar cildin üzerinde ince bir tabaka oluşturup onu dış etkenlerden korurlar. Bazı ürünlere kolajen veya hyaluranik asit ilave edilir. Bunlar da cildin su kaybını önleyen etkili bir tabaka meydana getirirler. Tüm bu sayılanlar, gördüğünüz gibi esasında doğal maddelerdir. Ama hepsi bitkisel olmadığı gibi, saf haldeyken kır çiçekleri gibi de kokmazlar.

Her ürün bitkilerden elde edilemez!

Öte yandan içindeki meyveler veya diğer bitki özleri için tercih ettiğiniz şampuanları düşünün. Bunların içinde her şeyden önce deterjanlar bulunur. Deterjan olmasa saçlar ne köpürür ne de temizlenir. Piyasadaki sayısız şampuanın deterjan özellikleri ise aynıdır. Öte yandan saç için en yararlı katkı maddeleri arasında, hidrolize edilmiş hayvansal proteinler ve keratin bulunur. Bu maddeler saçları mükemmel bir şekilde canlandırır ama ne yazık ki bitkilerden elde edilemezler. Örneğin natürel zeytinyağı ile yapılan ev sabunları vardır. Pazarlarda ve doğal malzemeler satan dükkanlarda bunları görebilirsiniz. Avrupa’da bunlar hediyelik eşya olarak inanılmaz itibar görüyorlar. Bu tip sabunların bazılarının pH dengesi uygun olabilir ama çoğu değildir. İnsanı şaşırtsa da cilde en iyi gelen sabunlar, genelde sentetik sabunlardır. Çünkü ölçülü pH ile imal edilirler, yumuşak bir temizlik yaparlar, cildin asit mantosuna zarar vermezler, tahriş etmezler, alerjiye neden olmazlar, cildi kurutmazlar hatta nemlendirirler. Sonuçta kendileri tamamen doğal olmasa da cildin doğal dengesini korumaya yardımcı olurlar. Zıtlıklar bazen şaşırtıcı oluyor. Ben de bugün, doğallık ve bitkisellik arayışına biraz tersinden bakmaya çalıştım. Kozmetik seçimi konusunda, bir başka gerçeğe dikkatinizi çekmek istedim.

Yorumlar

Yorum

yasemin amato: 1965 yılında İran'nın Tebriz kentinde doğmuştur. 1983 yılından itibaren Türkiye'de yaşamaktadır. 1990 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdikten sonra, ihtisasını aynı üniversitenin Dermatoloji Ana Bilim Dalı'nda yaptı. Kozmetik dermatolojiye olan tutkusunu geliştirmek için İngiltere'ye gidip Birmingham'da dermatoloji kursuna katıldı. 1995 yılında ABD'nin Dallas eyaletinde Kollajen enjeksiyonları hakkında eğitim aldı. 1996 yılında Paris'te dünyanın en ünlü uzmanlarından (Dr.Benjamin Asher, David Goldberg, Dr. Legrand, Dr. J.Le Coz, Dr.Laglen) değişik dolgu maddeleri enjeksiyonları, botoks ve mezoterapi eğitimi gördü. Türkiye'ye dönünce YASEMEN adında bir kozmetik dermatoloji merkezi açarak, İzmir'de ilk kez dolgu, botoks, mezoterapi, lazer epilasyon, kalıcı makyaj ve mikrodermabrazyon uygulamalarını başlattı. 2004 yılında Doğan Yayınevi'nden çıkan "Güzel ol, Bugün, Yarın ve Daima" isimli bir kitap yazmıştır. 2009 yılında "Yaşlanmayı erteleyin" "Evde güzellik ve bakım sırları" "Güzel dokunuşlar" isimli kitapları yayınlanmıştır. 2004 yılından itibaren Şamdan plus, Diva, Sabah Gazetesi'nin eki Günaydın, Hürriyet Aile, Kuşhan Diyet, Karşıyaka LIFE, ESİAD dergileri gibi yayınlarda köşe yazarlığı yapmaktadır. Ayrıca 1994 yılından beri Ticaret Europe üyesidir. Kendisi bir çok televizyon programlarında, üniversite içi seminerlerde, konferanslarda, ulusal ve uluslararası kongre ve seminerlerde konuşmacı olarak katılmıştır. Dr. Yasemin Fatih Amato evli ve bir çocuk annesidir.
Related Post
Leave a Comment