Su Gibi Aziz Olmak Elinizde

Su ile başlar her cümle Anadolu’da. Bunun en güzel örneğini nenelerimizin, dedelerimizin dudaklarından dökülen cümlelerinde duyarız. Çünkü hayat su ile başlamıştır, bazı inançlara göre de su ile bitecektir.

Yüzyıllar önce her hangi bir bilimsel gelişme olmadan önce bile suyun insan hayatındaki önemi biliniyordu. Susamış bir insana su vermek ve devamında teşekkür cümlesi olarak “Su gibi aziz ol” evladım lafını duymak bir kişi için yetip artıyordu bile. Su gibi sonsuz, hayat için önemli ve vazgeçilmez olmak toplumda her insanın hayali değil midir?

“Yeteri kadar” her şey vücuda faydalıdır

Tarihsel bir süreçten başlayıp bugüne geldiğimizde “su” ile ilgili ister kitap, ister TV, isterse gazete olsun hep söylenen bol bol tüketilmesidir.

Gerçekten su sağlık için de güzellik için – özel olarak cilt güzelliği için- çok önemlidir. Hayata “0” noktasında başladığımız yer olan ceninde hayat bir su dünyası içindedir. Bir bebek doğduğunda vücudunun %75’i sudur. Ve yaşlandıkça bu oran giderek azalır. Önce % 60’lara sonra % 50’lere kadar iner. Çok basit bir cümle ile özetlemek gerekirse su yoksa ölüm vardır.

Cinsiyete göre vücutta su oranları değişmekle birlikte bu kadınlarda vücut ağırlığının % 50’si suyken erkeklerde % 60’dır. Su vücudumuzda en çok hücrelerimizde yer alır. Oran olarak bu % 40’a karşılık gelmektedir. Bu durum sadece insanlar için değil diğer bir canlı olan bitkiler için de geçerlidir.

Susuz bir bitki kurur, susuz bir insan önce yaşlanır sonra ölür. Aynı şekilde su oranı yüksek olan beden genç kalır, doğada bulunan yeşil bir bitki gibi taze ve göz alıcıdır. Yaşlandıkça vücuttaki su dengesi bozulur. Yeteri kadar su içilse bile, hücreler suyu tutmakta zorlanır. Çünkü hücreleri çevreleyen koruyucu yağlar gittikçe fakirleşir. Bu da hücrelerin su kaybetmesine neden olur. Yağlar anlatılırken hep büyük hata yapılır. Onlar vücutta istenmeyen, olmaması gereken unsurlar arasında gösterilir. Oysa her şey yeterince vücutta olmalıdır. Burdaki sihirli cümle “yeteri kadar” tümcesidir.

Cildiniz susuzluğunuzu ele verir

Vücudunda yeterince su bulunmayan insanı dışardan bakarak bile anlamak zor değildir. İnce, kuru, sarkmış bir cilde sahip kişileri gördüğünüzde, bu durumun kalpte, kaslarda, karaciğerde, kan damarlarının duvarlarında ve eklemlerde de farklı olmadığına emin olabilirsiniz. Özellikle “Ben çok su içiyorum ama cildim hala kırışık” lafını duyarsanız.

Sormanız gereken ilk soru ne kadar su tüketiyorsun?

Biliyorsunuz bazı kavramlar görecelidir, insandan insana değişir.

Yazının devamında bu noktada çok uzun emekler harcanarak yapılmış bir araştırmayı sizlerle paylaşacağım. Öncesinde “su” elementini ya da kavramını iyi anlamamız gerekiyor.

Tüketilen su miktarının doğruluğunu ve yanlışlığını bize cildimiz söyler. O bizim koruyucu giysimizdir. Çünkü sürekli olarak yıkıcı saldırılar altındadır. Cildimiz bizim ortaçağ savaşçılarının giydiği ağır ve dayanaklı zırhın bugünkü karşılığıdır. O dışardan zehirli kimyasalları, hava kirliliğini, güneşten gelen ultraviyole ışınlarını, tahriş, enformasyonlara yol açan maddeleri, içerdense doğal enzim etkilerini, toksinleri, serbest radikalleri kontrol altında tutmaya çalışır.

Günde en az 2,5 litre su içmelisiniz!

Yapılan araştırmalarda gözlenen şu ki bir kişi gün boyunca ortalama 2,5 litre su kaybeder. Bunun 1,5 litresi idrar, 0.4 litresi terleme ve en son 0,4 litre suyu nefes alıp verilirken kaybedilir. Demek ki günde 2,5 litre su vücut sistemimizin yaşamını devam ettirmesi için gerekli en az su miktarıdır. Günde 2,5 litre su içerek her şeyi tam olarak yapmış sayılmazsınız. Hava sıcaksa ve terleme fazlaysa ihtiyacımız olan su daha fazlasıdır.

Peki su vücudumuzda bulunduğu süre içerisinde neleri gerçekleştirir?

Su, vücudun kan yapmasını ve kan dolaşımını sağlar. Mukoza dokularını ve cildi nemli tutar, bazı vitaminleri çözer, idrarla böbreklerin temizlenmesine aracı olur, sindirimi düzenler, kabızlığı iyileştirir. Yaşamsal öneme sahip suyu günde en az 2,5 litre tüketmenin dışında vücudumuzda bulunan ödemleri atmanın en önemli kurallarından biri sabahları aç karnına su içilmesidir. Sabah içilen su ile vücuttaki zararlı toksinler atılır. Vücudunda ödem biriken kadınlara bakıldığında az su tükettiği görülmüştür.

Su fiziksel fayda sağladığı kadar psikolojik olarak da etkilidir

Suyun fiziksel faydalarının yanı sıra bir de psikolojik etkisi vardır ki yazın gelişi ile bunu daha sıkça yaşarız. Neden tatil için deniz kıyılarını ya da havuz kenarlarını seçeriz?

Su, eski çağlarda psikolojik tedavilerde de önemli bir unsur olarak kullanılmıştır. Suya temas eden vücut bir rahatlama sağlar. İnsan suda vücut ağırlığının sadece %10’unu hisseder. Yüzerken veya su içinde eklemlerinize, iskeletinize hiç yük binmez. Suyun hareketi çok iyi bir masajörün parmak uçları gibidir. Sizi dinlendirir, vücudunuzu sıklaştırır, kaslarınızı formda ve esnek tutar. En önemlisi üzerinizdeki elektrik ve stresi alarak sizi sakinleştirir, tasalarınızı unutturur.

Su tüketmeniz gerektiğini çevreniz sürekli dillendirir. Peki vücudunuz neden su ister? Başka bir içecek ya da yerine geçebilecek başka ikame bir çok ürün varken, vücudunuz ille de neden “su” der. Bunun cevabı birazdan size sayacağım 46 madde içinde saklıdır.

Size suyun; doğanın en basit, en etkili, en güvenli ve yan etkisiz mucizevi ilacı olduğunu söylesem… Üzerine sağlıklı bir yaşama başlamak şu an ellerinizin arasında tutacağınız bir bardak su da desem…

Batmanghelidj “Su / Hasta Değil Susuzsunuz” kitabıyla herkesi uyarıyor!

Heyecanlanır ve bu 46 maddeyi bir an önce okumak istersiniz.

İranlı hekim Batmanghelidj “Su / Hasta Değil Susuzsunuz” adlı kitabında tüm hastalıkların nedenini vücudun susuz kalması olgusuna bağlıyor. Dr. Batmanghelidj, bu savına yıllar süren ilginç bir araştırma ortamı ve araştırma süreciyle ulaşıyor.

Mollaların iktidara gelmesi sonucunda fikirleri nedeniyle hapise atılan doktor, hapishanedeki insanları gözlemleyerek büyük bir araştırma fırsatı buluyor.

Hapsihaneler yeme, içme, sindirim, boşaltım koşulları açısından bir insanın en büyük cezalandırılma mekanlarıdır. Hal böyle olunca, alabildiğine maddi ve manevi işkence gören ve doğru dürüst beslenemeyen insanların ilk başına gelen midelerinin iflas etmesidir.

Bir gün koğuşta, hapistekilerden birisi inanılmaz mide sancılarıyla kıvranmaya başlayınca, doktorumuz gayri ihtiyarı olaya müdahale ediyor ve mahkuma iki bardak su içiriyor. Çok geçmeden sancıların dindiğini gözlemliyor. Bu olay, Dr. Batmanghelidj’in, suyun hastalıkların tedavisinde ne denli bir etkisi olduğunu ilk keşfettiği an oluyor. Bundan sonra su çalışmalarını yoğunlaştıran yazarımız, 2,5 yıl içerisinde yaklaşık 2 bin tutuklu ve hükümlüyü birer birer iyileştiriyor, yalnızca suyla bunu başarıyor. Tahliye zamanı yaklaştığında hapishane müdüründen rica edip “Lütfen beni 1 yıl daha burada tutun, zira araştırmalarımın en önemli evresine girmiş bulunmaktayım ve bu kadar çok hastayı dünyanın hiçbir yerinde, bu koşullarda bulamam” diyor. İşte gönüllü hapislik süreci sonunda bu 46 maddeyi içinde barındıran kitabını yazıyor.

İşte o 46 madde…

1- Hiçbir şey susuz yaşayamaz.
2- Su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce idare ettirir, sonra öldürür.
3- Su temel enerji kaynağıdır, vücudun “nakit akımıdır.”
4- Su vücudun her hücresinde elektriksel enerji üretir, bize yaşama gücü verir.
5- Hücrenin içindeki maddeleri birbirine yapıştırır.
6- DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır.
7- Bağışıklık sisteminin merkezi olan kemik iliğinde, sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir.
8- Bütün besinlerin, vitamin ve minerallerin dekoderi gibidir.
9- Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur.
10- Su, besinlerdeki faydalı kısımlarını emilimini artırır.
11- Bütün ögelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.
12- Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır.
13- Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır.
14- Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır.
15- Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur.
16- Omurgadaki diskleri “şok emici su yastıkları” na dönüştürür.
17- Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.
18- Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur.
19- Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı azaltarak beyin kanamalarını engeller.
20- Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir.
21- Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir.
22- Serotonin ve diğer mutluluk vericilerin üretimi için vazgeçilmezdir.
23- Melatonin de dahil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir.
24- Çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirir.
25- Çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür.
26- Diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur.
27- Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur.
28- Uykuyu düzenler.
29- Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençlik enerjisi verir.
30- Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.
31- Gözlere canlılık ve parlaklık verir.
32- Glokomdan korunmamıza yardım eder.
33- Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.
34- Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerine karşı bağışıklık sistemini güçlendirir.
35- Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.
36- Kadınlarda, adet öncesi ağrıyı ve ateş başmasını hafifletir.
37- Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırarak katı maddelerin dibe çökmesini engeller.
38- Vücudumuzda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bunun için düzenli olarak su içmemiz gerekir.
39- Dehidrasyon cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir.
40- Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz.
41- Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla içilen su rejim yapmadan zayıflamayı sağlar.
42- Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler.
43- Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır.
44- Zihine yardımcı olarak karar verme ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır.
45- Yaşılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur. Alzheimer, multipl skleroz, Parkinson ve Lou Gehring hastalıklarının riskini azaltır.
46- Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur.

Su gibi aziz olmak elimizde… Yapmamız gereken özellikle cam şişeleri tercih ederek bol miktarda su içmek. Vücudumuzda nelerin iyileşmesini nelerin düzelmesini istiyorsak onu düşünerek bolca su tüketmek. Ancak o zaman onun kadar aziz olabiliriz.

Ne duruyorsunuz?

Şimdi oturduğunuz yerden kalkın ve doğruca bir bardak suya değil, bir şişe suya doğru elinizi uzatın.

Afiyet olsun…

http://www.hurriyetaile.com/yazarlar/yasemin-fatih-amato/su-gibi-aziz-olmak-elinizde_839.html

Yorumlar

Yorum

yasemin amato: 1965 yılında İran'nın Tebriz kentinde doğmuştur. 1983 yılından itibaren Türkiye'de yaşamaktadır. 1990 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdikten sonra, ihtisasını aynı üniversitenin Dermatoloji Ana Bilim Dalı'nda yaptı. Kozmetik dermatolojiye olan tutkusunu geliştirmek için İngiltere'ye gidip Birmingham'da dermatoloji kursuna katıldı. 1995 yılında ABD'nin Dallas eyaletinde Kollajen enjeksiyonları hakkında eğitim aldı. 1996 yılında Paris'te dünyanın en ünlü uzmanlarından (Dr.Benjamin Asher, David Goldberg, Dr. Legrand, Dr. J.Le Coz, Dr.Laglen) değişik dolgu maddeleri enjeksiyonları, botoks ve mezoterapi eğitimi gördü. Türkiye'ye dönünce YASEMEN adında bir kozmetik dermatoloji merkezi açarak, İzmir'de ilk kez dolgu, botoks, mezoterapi, lazer epilasyon, kalıcı makyaj ve mikrodermabrazyon uygulamalarını başlattı. 2004 yılında Doğan Yayınevi'nden çıkan "Güzel ol, Bugün, Yarın ve Daima" isimli bir kitap yazmıştır. 2009 yılında "Yaşlanmayı erteleyin" "Evde güzellik ve bakım sırları" "Güzel dokunuşlar" isimli kitapları yayınlanmıştır. 2004 yılından itibaren Şamdan plus, Diva, Sabah Gazetesi'nin eki Günaydın, Hürriyet Aile, Kuşhan Diyet, Karşıyaka LIFE, ESİAD dergileri gibi yayınlarda köşe yazarlığı yapmaktadır. Ayrıca 1994 yılından beri Ticaret Europe üyesidir. Kendisi bir çok televizyon programlarında, üniversite içi seminerlerde, konferanslarda, ulusal ve uluslararası kongre ve seminerlerde konuşmacı olarak katılmıştır. Dr. Yasemin Fatih Amato evli ve bir çocuk annesidir.
Related Post
Leave a Comment