Yasemin Fatih Amato

Ayaklarımızın çilesi ya da ayakkabıların saltanatı

ayak

Tatile veya herhangi bir seyahate çıkmadan önce hepimiz saçımızı, ellerimizi ve ayaklarımızı düzene sokmaya çalışırız. Kesim mi yapılacak, boya mı yapılacak, kaşlarımız mı uzadı, maniküre-pediküre ihtiyacımız var mı, ojelerimizi yanımıza aldık mı, ilk olarak bunları programlarız. Kuaför faslı diyeceğim bu işlemler kendimize bakmanın a-b-c’si gibidir. Tabii bayanlar için bir de sir işlerini eklemeliyim…

Hele yazın ayaklarımız ön plandadır. Terlikle, sandalla, açık ayakkabılarla dolaşırız. Ayaklarımız bakımsız, topuklarımız nasırlı, tırnaklarımız şekilsiz ise, ne kadar şık giyinirsek giyinelim hep bir şey eksik kalır. Aslında ayaklar bir ömür boyu bizi taşıyan çok değerli organlarımızdır. Ama aynı zamanda cazibemizi yakından ilgilendiren uzuvlarımızdır. Ayakkabı tutkusu nasıl bir hastalıktır hepiniz bilirsiniz. Yeni bir ayakkabı ile kendimizi bambaşka hissederiz. Çok sevdiğim İranlı bir yazarın bu konudaki bir çeşitlemesini, genel hatlarıyla, sizinle paylaşmak istiyorum:

Ayakkabı ve insan psikolojisi:
▪ Çizmeler insana güven ve güç duygusu verir.
▪ Topuklu ve abiye ayakkabılar kadınlara kendini daha dişi hissettirir. Hele bu yaz vitrinleri dolduran taşlı-boncuklu-nakışlı ayakkabılar sanırım giyenleri uçuruyor!
▪ Sandallar insana özgürlük ve huzur verir. İnsan kendini tatildeymiş gibi hafif ve rahatlık içinde duyumsar.
▪ Çok düz ayakkabılar özgüveni azaltır. Adeta bir başkasının desteğine ihtiyaç duyulmasına neden olur. Yüksek topuklu ayakkabı giyenler gururla dimdik yürürken, düz ayakkabı ile gezenler yanındakinin koluna giriverir..
▪ Kayak ayakkabıları kontrolü ele alır. Artık güç sizde değil, ondadır!

Anlaşılan ayakkabılar ruh halimizi diğer giysilerden daha fazla etkiliyor. Yeni bir ayakkabı giyince adeta öz güvenimiz artıyor ama eski ayakkabılar için aynı şeyi söyleyemiyoruz. Eski filozofların, rahiplerin ayağında hep sandallar var. Çünkü barış, tevazu ve rahatlık arıyorlar. Çizmelerle tam tersine özgüven, meydan okuma gibi hisler uyanıyor. Hele bir de topuklu ise, insan adeta dünyaya tepeden bakar gibi oluyor! İlginç değil mi?

Ayaklarınızı kuru tutun:
Ayaklarda sorun çıkmasını engellemek için onları daima temiz ve kuru tutmamız gerekir. Size tavsiyem, yaz bile olsa, ayaklarınızı yıkadıktan sonra iyice kurulayın. Gerekirse bebek pudrası ya da eczanelerde satılan ve ayak terlemesini önleyen ürünleri kullanabilirsiniz. Ayaklarınızın terlemesini durduramıyorsanız, Botox yaptırabilirsiniz. Botox altı ay ile oniki ay arasında bir süreyle aşırı terlemeyi önler.

Tırnaklar:
Ayak tırnakları ve tırnak diplerindeki derilerin sağlığı çok önemlidir. Ayak tırnakları yavaş uzadığı için ayda bir kere kesilmesi yeterlidir. Aseton ya da benzeri kurutucu maddeler tırnakları zayıflatabilir. Oje tırnaklarımızı korur ama elden geldiğince açık renkli olanlarını tercih edin. Kırmızı veya kahverengi oje sürmek istiyorsanız altına bir kat açık renk oje sürün.

Ayak tırnakları ile tırnak dipleri enfeksiyon ve hasarlara oldukça açıktırlar. Tırnaklarınız kırılıyorsa, rengi değişiyorsa, donuk görünüyorsa, anormal derecede kalınlaşmış ise veya gevşek ve parçalanan bir yapıdaysa, sorun ilerlemeden bir cilt doktoruna danışmanızda yarar var.

Ayak tırnaklarında mantar enfeksiyonlarına çok sık rastlanır. Bunlar tırnaktaki ölü dokuya yerleşip daha sonra tüm cilde yayılırlar. Tırnaklara yerleşen mantarlar oldukça dirençlidirler. Aşırı terleme, havuzlar, hamam ve saunalar ile kapalı ayakkabılar mantara zemin hazırlarlar. Çünkü mantarlar sıcak, nemli ortamlarda ürerler.

Limon ve aspirinle yumuşacık topuklar..
Özellikle yaz aylarında açık ayakkabılar ve terlikler giydiğimiz için topuklarımız göz önündedir. Onları yumuşak tutmak ve nasırlaşmayı önlemek için hafifçe törpüleyebiliriz. Ama salisilik asit içeren bir krem ponza taşından daha etkilidir. Bu kremi gece yatarken topuklarınıza sürebilirsiniz. Veya sürdükten sonra topuklarınızı folyo ile sarıp 10 dakika bekleyin. Ardından ayaklarınızı ılık suyla yıkayın. Tabii sonra güzelce kremleyin. Özel ayak kremleri size pahalı geliyorsa vazelin de kullanabilirsiniz. Doğal bir seçeneği tercih ederseniz, yarım limonu sıkıp içinde bir aspirini eritin ve bu karışımı topuklarınıza sürün. Sonucu için garanti verebilirim.

Bir de aklınızda olsun, ayaklardaki çatlamalar, deri kalınlaşması ve nasırlaşmalar, ileri yaşlarda tiroid yetersizline işaret eder. Bu konu fazla dikkate alınmamakla birlikte önemli bir belirtidir.

Yorgun ayaklar:
Ayaklarınız yorulduğunda sıcak suya batırıp biraz dinlendirin. Bunu herkes bilir ama yapmaz. Sonra soğuk ve ılık su ile dönüşümlü olarak şok uygulayın. Ardından tüm ayağınızı ve parmak aralarını güzelce kurulayıp, kremle masaj yapın. Son olarak da kalbinizin hizasına kadar kaldırıp on dakika dinlendirin. Kendinizi yeniden doğmuş gibi hissedeceksiniz…

Ayaklarımız bir ömür boyu tüm yükümüzü taşırlar. Bakımlı olunca süsümüz, cazibemiz olurlar. Bir sorun olup da yürüyemeyecek olursak, yaşam nasıl kısıtlanır, tahmin edebilirsiniz. Sizce biraz daha fazla özeni hak etmiyorlar mı?

Sağlıklı ve mutlu bir hafta geçirmenizi dilerim..

Yorumlar

Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.